Her bebek kendine özgü bir mizaç ile dünyaya gelir. Her bebeğin etrafını algılayışı farklıdır. Her bebeğin çevresindeki uyaranlarla ilgili duyguları farklıdır. Her ne kadar bebek belli bir mizaç ile dünyaya gelse de, anne ve babasının duygu durumu, gerginliği, tedirginliği, sakin huzurlu tutumu veya dünyaya olumlu-olumsuz bakışı, bebeğin duygu durumunu etkiler.

Doğduğunda bebek sık sık ağlar. Bebek karnı acıktığı, canı acıdığı, gazı olduğu için ağlayabileceği gibi sebepsiz yere de ağlayabilir. Bebek ilgi isteyince, kucağa alınmayı bekleyince, anne-babasının sakinleştirici sesini duymak ve güven hissetmek isteyince de ağlayabilir. Beklenmedik yüksek sesler de bebeğin irkilmesine ve ağlamasına sebep olabilir. Bebek ağlarken, anne-babanın sakin olması önemlidir, çünkü bebek anne-babanın gerginliğini hisseder, sakinleşmesi zorlaşır, ağlamaya devam eder.

İkinci aydan itibaren bebek farklı ihtiyaçları için ağlamaya başlar, anne-baba zamanla ağlama şeklinden bebeğin ihtiyacını keşfeder. Anne baba keşfettiği ihtiyacın adını, bebeğin yaşadığı duyguyu isimlendirmelidir. Örneğin: mama saati geldiğinde ağlayan bebeğini kucağına alan anne :” Sen şimdi acıktın, onun için ağlıyorsun, seni hemen besleyeceğim, karnın doyacak, ağlaman bitecek” diyebilir. İkinci aydan beri annesinin sesini ve kokusunu tanıyan bebek, annesinin sesini duyunca ve göğsüne yerleşince ağlaması kesilecek, kesilmezse hafifleyecektir. Annesinin kucağında olmak, onu sakinleştirecek ve güven duygusunu güçlendirecektir. İhtiyacının anlaşıldığını hisseden bebek rahatlar ve sakinleşir. Bebeği sakinleştirmek kadar, kendi kendini sakinleştirmesine fırsat vermek, yersiz müdahalelerden kaçınmak doğru olur.

Üçüncü ayda bebek yatağında veya oyun halısındayken odaya giren annesini gördüğünde heyecan ve mutluluk belirtileri göstermeye başlar. Hareketlenir ve titrer, bu annesini görmekten mutluluk duyduğunun göstergesidir.

Ağlamalar azalmaya başlıyor

Dördüncü ay ile birlikte bebeğin ağlamaları azalmaya başlar, yine ilgi istediği için ağlayabilir, yalnız kalmaktan hoşlanmadığı ve anne-babayı çağırmak için ağlayabilir, yanına gelindiğinde sakinleşebilir. İlerleyen aylarda bebeğin duyguları yüz ifadelerinden okunmaya başlar. Hareketlenmesi ile bebek her başarısında ilgi ve takdir bekler. Yedinci ay ile birlikte kendi başarılarından mutluluk duyar, etrafındakilerden alkış beklerken, başarısız olduğunda mutsuz olur, kızar. Bu durumda da duygusunu yüksek sesle ifade etmek yararlı olur, “Topu sepete atamadığın için üzüldün, kızdın, olabilir, haydi topu al tekrar dene” demek, bebeğe anlaşıldığı ve önemsendiği mesajını verdiğinden, bebeği rahatlatabilir.

Bir yaşına yaklaşırken bebek etrafındaki insanların duygularını anlamaya başlar. Anne-babasının ona kızdığını, yüz mimiklerinden ve ses tonlarından anlayıp ağlamaya başlayabilir. Burada da anne babanın, kendi duygularını ve çocuğun duygularını isimlendirip açıklaması, çocuğa güven verir.

Onuncu ayda anne-babadan ayrılmak, bebeği mutsuz eder. Yanından ayrılırken nereye gidildiğini, ne zaman dönüleceğini bebeğe söylenmek, ayrı kalınan süreyi kademeli olarak arttırmak, bebeğin anne-babanın yokluğuna alışmasına fırsat vermek en doğru uygulamadır. Anne babanın yokluğunda devreye girecek kişinin sevgi dolu olması ve bebeği oyalamayı bilmesi –duygusal olarak olumsuz etkilenmemesi açısından- önemlidir

On ikinci ayda bebek hem kendi duygularını hem de başkalarının duygularını anlamaya hazırdır. Mutluluğu, üzüntüyü ve kızgınlığı anlar. Yürümeye başlayan bebeğin dünyasının genişlemesiyle korkuları artar. Tanımadığı kişilerden tedirginlik duyar ve yeni nesnelerden korkmaya başlar. Bebeğin yaşadığı duyguları anlamak ve isimlendirmek, bebeğe anlaşıldığını ve kabul gördüğünü hissettirir.

Birinci yaşında bebeğin öfke krizleri de artar, bu anlarda anne-babanın tepkisi, bebeğin sakinleşmesini beklemek olmalıdır. Öfke krizi sırasında bebekle konuşmak, onu teskin etmeye çalışmak, krizi tırmandırır ve uzatır. Bebek sakinleştikten sonra yaşadığı duygu ve nedeni mutlaka konuşulmalıdır.

Bebek büyüdükçe yaşadığı duygular da çeşitlenir. İlk aylarda üzüntü, mutluluk ve heyecan temel duygular iken daha sonra bunlara öfke ve hayal kırıklığı eklenir. Anne-babanın çocuğun duygusal gelişiminde rolü büyüktür. Farklı duygular yaşadığında anne baba tarafından anlaşıldığını hissetmek, bebeğin iletişiminde ve gelişiminde önemli olan güven duygusunu pekiştirir. Bebeğin her duygusu kabul görmeli ancak yaşadığı duygunun doğurduğu davranış hatalı ise bebek uyarılmalı, doğru davranışa yönlendirilmelidir.

Bu yazı çocuk gelişim sitesi ÇocukluDünya iş birliği ile hazırlanmıştır.